217 175-Mektub

 175

YÜZYETMİŞBEŞİNCİ MEKTÛB

Bu mektûb, hâfız Mahmûda yazılmışdır. Kalbin telvînlerini ve temkîni­ni bildirmekdedir:

Kıymetli kardeşimin şerefli mektûbu geldi. Hâllerinin telvînlerinden, ya’nî değişikliklerinden birşeyler yazmışsınız. Bu yolun başında da, sonun­da da, sâlikler, hâllerin telvîninden kurtulamaz. Telvînler kalbde ise, sâlik (Erbâb-i kulûb)dan olur. Bunlara (İbn-ül-vakt) de denir. Kalb, telvînden kur­tulmuş, hâllere kul olmakdan âzâd olmuş ve temkîn makâmına yetişmiş ise, hâller artık nefse gelir. Çünki nefs, kalbin yerine oturmuş, onun işlerini gör­mekdedir. Nefsin bu telvîni, kalbin temkîninden, ya’nî değişik hâllerin gel­mesinden kurtuldukdan sonra olur. Bu telvînin sâhibine, (Ebül-vakt) denil­se, yeri vardır. Allahü teâlânın yardımı ve yalnız Onun ihsânı ile nefs de, bu telvînden kurtularak, temkîne ve itmînâna kavuşursa, telvînler çeşidli mad­delerden yapılmış olan bedene gelir. Bu telvîn, artık hiç gitmez. Çünki be­den, temkîne kavuşamaz. Beden, latîfelerin en üstünü olan ahfâya benzese de, temkîne kavuşamaz. Ahfâya gelen temkînden bedene de bulaşırsa da, kendi telvînleri yine yok olmaz. Herşeyde asla bakılır. Dallara, kollara ba­kılmaz. Bu makâma eren kimse, üstünlerin üstünü olur. Tâm ebül-vakt iş­te budur. (Allahü teâlâ ile, öyle vaktim vardır ki, aramıza melek de giremez) hadîs-i şerîfinde bildirilen vakt için, bir ân diyenler olduğu gibi, uzun sürmek­dedir diyenler de oldu. İkisi de doğrudur. Yukarıda bildirildiği gibi, insanın ba’zı latîfeleri için, az olur ve kısadır. Başka latîfeleri için ise, uzun sürer.

Sözün kısası, zâhiri, ya’nî görünen organları, parlak islâmiyyete uygun olarak kullanmalı, bâtın için, ya’nî kalb ve öteki latîfeler için, alınan der­si çok yapmalıdır. Fârisî beyt tercemesi:

Bu sonsuz okyânûsda kurbağa gibi, el ayak oynat, zîrâ derindir dibi!

Kıymetli kardeşimiz Muhammed Sıddîk, Egre şehrindedir. Sizinle bu­luşması, onun için büyük ni’met olacakdır.