481

İşi komünistliğe kadar götürüyor. Bu fikrlerine sened yapabilmek için âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere yanlış ma’nâ veriyor. Kaş yaparken göz çıkarıyor. Yukarıdaki hadîs-i şerîf, sadakanın, zekât gibi farz olduğunu değil, nâfile ibâdetler arasında çok sevâb olduğunu göstermekdedir. Çünki, zekât hakkını fakîrlere vermeyenlere Cehennemde azâb yapılacağı bildirildi. Sadaka hakkını vermiyenlere ise, hiç azâb bildirilmedi. Sevâbının çok olduğu bildirildi. Bunun gibi, (Müslimânın müslimân üzerinde beş hakkı vardır)hadîs-i şerîfinde bildirilen, (Selâm vermek, hasta ziyâret etmek ve da’vet olunan yemeğe gitmek) haklarının da farz olmadıklarını islâm âlimleri sözbirliği ile bildirmişlerdir. Hâlbuki, (Zevâcir)den aldığımız aşağıdaki hadîs-i şerîfler, zekâtın böyle olmadığını açıkça gösteriyor: (Mallarınızı zekât vermekle koruyunuz. Hastalarınızı sadaka vererek tedâvî ediniz! Düâ ile belâdan korununuz!) ve (Zekâtı verilen mal, yer altına gömülse de, kenz ya’nî Allahü teâlânın kötülediği defîne sayılmaz. Zekâtı verilmiyen mal açıkda bırakılsa da, kenz olur) ve (Mü’minin kalbinde buhl ya’nî cimrilik ile îmân bir arada hiç bulunamaz!). İbni Hacer-i Mekkî hazretleri bu hadîs-i şerîfleri açıklarken, hadîs-i şerîflerde kötülenen buhl, ya’nî hasîslik zekât vermemek demekdir diyor.

11 — (Biz, onlara aşağılık maymunlar olunuz dedik) meâlindeki âyet-i kerîmede, cumartesi günü balık tutmuş olan yehûdîlerin maymun yapıldıkları açıkça bildirildiği hâlde, bu âyeti de değişdirmeğe kalkışmış, (Maymun derekesine düşdüler. Vücûdları ile maymun olmaları îcâb etmez) demiş, kendisini imâm-ı Mücâhid gibi bir müctehid bilmişdir. Büyük âlim Abdül’azîz Dehlevî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Tefsîr-i Azîzî)de bunların şekl ve sûretlerinin maymun şekline döndüklerini ve üç gün yaşayıp öldüklerini uzun yazmakda ve seyyid Kutb gibi söyliyenlere cevâb vermekdedir.

12 — Yine bu tefsîrinde, (Kur’ânda esîrleri köle yapmak mevzû’unda hiçbir hükm vârid olmamışdır. İslâm, köleliğin menba’ını kurutmuşdur) diyor. Bu görüşünün bozuk olduğunu kendi de anlıyarak, lâfı değişdiriyor ve (İslâm, meşrû’ harb esîrlerinden ma’da, kölelik kaynaklarını kurutdu. Çünki, örflere muhâlif olan bir hükmü o gün cem’iyyetlere zorla kabûl etdirecek kudretde değildi) diyor. Bu saçma mantığı ile, hatâsını örtmeğe çalışıyor. Hicretin yedinci senesinde, Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Hayber gazâsında aldığı esîrleri, Eshâbına köle ve câriye olarak dağıtdığını ve bu işin islâm devletlerinde asrlarca tatbîk edildiğini inkâr edemiyor.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.