593

Bedenin Cennetine dünyâda kavuşulamaz. Cennet lezzetleri, dünyâ lezzetleri gibi değildir. Hattâ, dünyâ lezzetlerine hiç benzemezler. Allahü teâlâ, Cennetdeki lezzetleri, dünyâda işiterek anlıyabilmemiz için, dünyâda onlara benziyen lezzetler yaratdı. Böylece, o lezzetlere kavuşmak için çalışmamızı emr etdi. Cennet lezzetlerinin tadını alabilmek için, önce acı, sıkıntı çekmek lâzım değildir. Çünki, Cennetdeki bedenin yapısı, dünyâdaki gibi değildir. Dünyâdaki beden, yok olacak bir hâlde yaratıldı. Takrîben yüz sene dayanacak kadar sağlamdır. Cennetdeki beden ise, sonsuz kalacak, hiç yıpranmıyacak sağlamlıkdadır. Aralarındaki benzerlik, insan ile, aynadaki hayâli arasındaki müşâbehet gibidir. İnsan aklı, kıyâmetdeki varlıkları anlıyamaz. Akl, his organları ile duyulanları ve bunlara benziyenleri anlıyabilir. Cennet ni’metlerini, lezzetlerini, dünyâdakilere benzetmek, onlar üzerinde mantık, fikr yürütmek insanı, çürük, yanlış netîcelere götürür. Bilinmiyen şeyleri, bilinen şeylere benzeterek, fikr yürütmek, bâtıldır.

Tesavvuf büyüklerine ve birçok âlimlere göre “rahime-hümullahü teâlâ”, dünyâda (Âlem-i misâl) denilen üçüncü bir âlem vardır. Bu âlem; gördüğümüz (Cism âlemi) gibi, maddeden yapılmamışdır. (Rûh âlemi) gibi mücerred de değildir. Ya’nî maddesiz de değildir, ikisi arasındadır. Oradaki mahlûklar parçalanabildikleri için, madde âlemine benzer. Ağırlığı olmadığı, yer kaplamadığı için ise, benzemez. Dünyâdaki her maddenin ve her ma’nânın, o âlemde bir misâli, şekli vardır. Suyun misâli, orada yine sudur. İlmin misâli, orada sütdür. İyi huyların ve iyi işlerin orada görünüşü, bostan, çiçek, meyva gibi lezzetli şeylerdir. Kötü huyların ve çirkin işlerin, o âlemde görünüşü, karanlık, yılan, akreb gibi sıkıntı verici şeylerdir. Herkesin gördüğü rü’yâlar, hep o âlemdendir. Tesavvuf büyüklerine göre, âlem-i misâl de, ikiye ayrılmakdadır. Tesavvufcular, bu âleme hayâl kuvveti ile girerse, (Hayâle bağlı) olan âlem-i misâl denir. Hayâlin ve başka iç his organlarının ilgisi olmadan hâsıl olursa, (Mutlak)olan âlem-i misâl denir. [(Mektûbât) kitâbının ikinci cildinin ellisekizinci mektûbunda, Âlem-i misâl hakkında geniş bilgi vardır. Bu uzun mektûbun tercemesi, (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbı, birinci kısm, 39.cu maddesinde mevcûddur.] Tesavvufculardan ba’zısı, (Riyâzet) çekerek ve(Mücâhede) yaparak, âlem-i misâle girdiklerini ve orada gördükleri şeyleri haber vermişlerdir. Din âlimleri de, bu âlemin varlığını ve ba’zı sırlarını bildirmişlerdir. Abdüllah ibni Abbâs “radıyallahü anhümâ” buyurdu ki, (Bu gördüğümüz âlemden başka bir âlem dahâ vardır.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.