1
401

Îmânda birlik, ahlâkda birlik, adâletde birlik hâsıl olunca ve yeni silâhlar yapılınca, komünist baskını korkusu olmaz.

Avrupanın meşhûr fikr adamı Roger Garaudynin 1982 senesin- de, açdığı yoldan, denizlerin kaptanı Cousteau rotasını İslâmdan ya- na çevirdi. Bale dünyâsının meşhûr ismi Bejart da adımlarını İslâm dünyâsına doğru atdı. 8 Nisan 1983 günü Bingazinin Karyünes Üni- versitesinin konferans salonunda bir büyük ilm adamı, bir büyük ya- zar Roger Garaudy, “Evet, bugün ben müslimânım. Niçin İslâmı seç- diniz, diyorsunuz. İslâmı seçmekle çağı seçdim” diyordu.

70 yaşındaki Roger Garaudy ki, yıllarca Fransada komünist sis- temin ateşli savunucusu olmuşdu. Üniversiteden siyâset kürsîleri- ne kadar Fransızlara ve Batı dünyâsına hep Marksizmi anlatmış, insanların kurtuluşunu yalnız bu sistemde bulmuşdu. Çağımızda Fransız komünistlerinin en büyük “Rûh mimârı” durumunda idi. Nerede komünistlerin düzenlediği bir miting, konferans ve semi- ner var, orada Garaudy vardı. Hıristiyanlığa karşı, düşüncesiyle, kalemiyle, hitâbetiyle büyük bir mücâdele veriyordu.

Bir gün, Batının sanat, edebiyyât ve siyâset çevrelerinde bir bomba patladı. “Roger Garaudy İslâmı seçdi!” Haber ajanslarının telekslerinde dünyâya ulaşan bu haberle, o zemânki Kremlin müd- hiş sarsıldı. Çünki Kremlin, Fransadaki komünistlerin en büyük akl hocasını gayb etmişdi. Garaudy yakından tanınan bir bilim adamı idi. Son yıllarda Marksizm onun kaleminden yayılıyordu.

O büyük adam, hakîkati anladı ve bütün dünyâya şunları söyle- di: “İslâm, çağları arkasında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Ya’nî, İslâm dışındaki bütün dinler zemâna uyduruldu. Reforma tâbi’ tutuldu. Mukaddes kitâblar ze- mâna göre tahrif edildi. Kur’ân-ı kerîm ise, indirildiği günden beri hep zemâna hükm etdi. O, zemânı değil, zemân onu izledi. Zemân yaşlandıkca o gençleşdi. Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar, bunca savaşların bırakdığı korkunç, sosyal, siyâsî ve ekonomik sar- sıntılardan dahâ büyük bir olaydır. İslâm, materyalizme de, poziti- vistlerin görüşüne de, ekzistansiyalistlere de hâkimdir. Fekat, hiç bir şey islâma hâkim değildir.

İslâmın büyük Peygamberi, “Yarın ölecekmiş gibi âhirete, hiç ölmeyecekmiş gibi, dünyâya çalışın!” derken, her şeyi an- latmışdır. İslâm hem maddeye, hem de ma’nâya hükm etmiş- dir. Öyle ise, bunların ikisi birbirinden koparılamaz. Nasıl ko- parılabilir ki, İslâm, “İlm Çinde de olsa gidip bulunuz. İlm ve fen mü’minin gayb olmuş malıdır, ara ve bul” diyor. İlmin ve çalışmanın burada sınırı yokdur. İslâm, dünyâyı sarsan bu iki olaya sı- nır koymadığına göre, dünyâyı sarsmışdır.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.