401

Alacağı hak olup da, vereceği hak olmıyan kimse, ancak Allahü teâlâdır. Çünki O, herşeyi yapabilir. Her işi, adl iledir. Allahü teâlânın kulları üzerinde olan hakkı, kendisine ibâdet, itâ’at etmeleridir. İhsân ederek, buna karşılık sevâb verir) buyurdu. Bu hutbeye dikkat ederseniz, bu sözlerinizin hazret-i Alînin sözlerine uygun olmadığını görürsünüz.

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz, hazret-i Alînin halîfe yapılmasını vasıyyet etdi demeniz de yanlışdır. Eshâb-ı kirâm farzları yapmağa me’mûr oldukları gibi, Resûlullahın emrlerini de yapmağa me’mûr idi. Buna uymadıkları, bu emri sakladıkları söylenmiş olmakdadır. Böyle çok kimsenin, bozuk bir işde sözbirliği yapması ise, olacak şey değildir. Hadîs-i şerîflere de uymadığı için, doğru bir söz olamaz.

Şî’î âlimlerinden ibni Ebî Âsım ve Elkâ’înin, Enes bin Mâlikden bildirdikleri hadîs-i şerîfde (Allahü teâlâ, benim ümmetimi, dalâlet üzerinde sözbirliği yapmakdan korudu) buyuruldu. Hadîs âlimi Hâkim Uyeynenin “rahmetullahi teâlâ aleyh” [107 de Kûfede tevellüd, 198 [m. 813] de Mekkede vefât etdi] bildirdiği hadîs-i şerîfde (Allahü teâlâ, bu ümmeti, dalâlet üzerinde toplamaz) buyuruldu. (Allahın eli, cemâ’at iledir) hadîs-i şerîfinde el (kudret, yardım) demekdir. Bunlar gibi, dahâ nice hadîs-i şerîfler gösteriyor ki, ümmet-i Muhammediyye, hiçbir zemân dalâlet üzerinde sözbirliği yapamaz. Böyle olmadığını söylemek, bu hadîs-i şerîflere inanmamak olur.

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin, vasıyyet yazmak için, kâğıd kalem istediğini söylüyorsunuz. Bu sözünüz, dahâ önce bildirdiğiniz (Gadîr-i Hum) vasıyyetinin, doğru olmadığını gösteriyor. Böyle bir vasıyyet etmiş olsaydı, bir dahâ vasıyyet yazmağa lüzûm görmezdi. Bundan da anlaşılıyor ki, Resûlullahın Gadîr-i Hum denilen yerde okuduğu hutbesinde, söylediğini ileri sürdüğünüz vasıyyetin aslı ve esâsı yokdur. Doğrusu şudur ki, hazret-i Alî ve bütün Hâşim oğulları da birlik olduğu hâlde, Eshâb-ı kirâmın hepsi “radıyallahü teâlâ aleyhim ecma’în” hazret-i Ebû Bekri, sözbirliği ile halîfe seçmişdir. Bu sözbirliği yukarıdaki hadîs-i şerîflere göre, bunun halîfeliğinin doğruluğunu, sizin sözlerinizin de, yanlış ve bozuk olduğunu açıkça göstermekdedir. Böyle bir vasıyyet olsaydı, hazret-i Alî, kendi hakkını elinden aldıkları için üç halîfe zemânında, bu hakkının kendisine geri verilmesini ister, vermiyenlere karşı harekete geçerdi. Nasıl ki, halîfe seçildiği zemân, din ve dünyâ işlerini çevirmek için, islâmiyyetin emri ile, kendisine itâ’at etmiyenlere karşı kılıcını çekerek, bunlarla boğuşdu.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.