(Borcu olanların sadaka vermesi ve borcunu ödememesi câiz değildir. Bunu bütün âlimler sözbirliği ile bildirmekdedir) buyurdu. Taberânî ve birçok âlimler buyuruyor ki, (Âlimlerin çoğuna göre, bir kimsenin vücûdü sağlam olur, aklı başında olur, bir yere borcu olmaz ve evli olmayıp malsızlığa sabr edebilirse veyâ evli olup da, çoluk çocuğu da sabr ederlerse, bu kimsenin bütün malını sadaka vermesi câiz olur. Bu saydığımız şartlardan biri eksik olursa, sadaka vermesi mekrûh olur. Ba’zı âlimler, sadakası kabûl olmaz buyurdu). Ömer “radıyallahü anh” da böyle buyurdu.

Bu haberlerden anlaşılıyor ki, sadaka vermekde de isrâf olur. Borcundan çok malı olmıyan veyâ çoluk çocuğu sıkıntıya sabr edemediği hâlde, bunların ihtiyâcını karşılıyacak maldan fazlası bulunmıyan veyâ sıkıntıya katlanamadığı hâlde, kendisi muhtâc olan kimsenin sadaka vermesi isrâf olur. Ödünc vermekde de böyle isrâf olur.

BEŞİNCİ BAHS — İsrâfın ilâcı üçdür:

1 — İlm ile ilâc, anlatdığımız zararlarını bilmek ve bunları düşünmekdir.

2 — İş ile, uğraşmakla ilâc, malı dağıtmamağa gayret etmek ve güvendiği birine bu derdini anlatıp, malına ve harclarına dikkat etmesini, isrâfını görünce, kendine hâtırlatmasını, hattâ zorla önlemesini ricâ etmekdir.

3 — İsrâfın sebeblerini söküp atmak. İsrâfın sebebleri altıdır:

Birinci sebeb, sefâhetdir. Çok kimseyi isrâfa alışdıran budur. Sefâhet, kalb hastalıklarının otuzbirincisidir. Sefîhlik, aklın az ve hafîf olmasıdır. Buna sefâhet veyâ rekâket de denir. Aksine, tersine, rüşd denir ki, aklın kuvvetli, temâm olmasıdır. Allahü teâlâ, (Mallarınızı sefîhlere vermeyiniz!) meâlindeki âyet-i kerîmeden sonra, (Onların hâlinde rüşd görürseniz, mallarını kendilerine teslîm ediniz!) meâlinde emr buyuruyor. Çok kimse, yaratılışda sefîh olur. Bu kötü hâlleri, ba’zı sebeblerle, zemân zemân artar. Çalışmadan, alın teri dökmeden eline mal girer, kötü arkadaşlar, bu mala konmak için, dağıtmasına, saklamanın, artdırmanın erkeklik, yiğitlik olmadığına kandırır. İsrâfa yol açarlar. Bunun içindir ki, kötü arkadaşlardan kaçmakla emr olunduk. Zengin çocuklarının çoğu, böyle isrâfa alışmakda ve sefîh olmakdadırlar. Sefâheti artdıran bir sebeb de, insanların çok hurmet, saygı göstermesi, yüz vermesi, medh eylemesidir. Âmirlerin, zenginlerin, mu’allimlerin çocukları bu yoldan sefâhete düşmekdedir.

İkinci sebeb, isrâfı veyâ çeşidlerinden birkaçını tanımamakdır. İsrâf olduğunu bilmez, hattâ cömerdlik sanır. Lüzûmsuz yere, yasak, zararlı yerlere verilen mal, cömerdlik sanılır.

Üçüncü sebeb, riyâ ve gösteriş yapmakdır.

Dördüncü sebeb, gevşeklik ve tenbellikdir.

Beşinci, hayâ, sıkılmakdır.

Altıncısı, dîni kayırmamak, islâmiyyeti gözetmemekdir.

Bu altı sebebin ilâclarını bildirelim:

Birincisi: Yaradılışda bulunan sefâhetin ilâcı güçdür. Bunun için, islâmiyyet, bunlara mal vermeği yasak etmiş, hicr eylemiş, ya’nî mallarını kullanmalarına izn vermemişdir. İsrâf eden sefîhi hicr lâzımdır. Hâlbuki, hicr insanlık hakkını almak, hayvan, hattâ cansız gibi yapmakdır. İlâc kabûl edebileni kötü arkadaşlardan ayırmalı, akllı, tecribeli kimselerin yanında bulundurmalıdır. İsrâfın âfetlerini duyurmalı, zor ile, hattâ azarlıyarak, cânını yakarak, mal dağıtmakdan vazgeçirmelidir.

İkincisi, cehlin ilâcını öğretmekdir.

Üçüncüsü: Riyâ, kalb hastalığının dokuzuncusu olup, uzun anlatmış idik. [(İslâm Ahlâkı) kitâbımızda uzun yazılıdır.]

Dördüncü ilâc, gevşeklik ve tenbellik için olup, kalb hastalıklarının otuzikincisidir.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.