Bu zemân, şehveti ve gadabı fâideli olarak çalışdırır. Kitâbımızın üçüncü kısmının ellibirinci maddesinde yazılı olan, (Mektûbât)ın üçüncü cildinin yüzyirmibirinci mektûbunda, nefsin temizlenmesi bildirilmekdedir. Nefs-i emmâre, şehveti ve gadabı aşırı çalışdırdığı için, buna uymak insana tatlı gelir. İslâmiyyete uymak ise, bu arzûları frenlediği, tahdîd etdiği için, insana acı, zor gelmekdedir. Bunun için insan, islâmiyyete uymak istemez. Nefse uymak ister. Se’âdete kavuşmak istemez. Felâkete sürüklenmek ister. Allahü teâlânın merhameti sonsuz olduğundan, insanlarda, se’âdeti felâketden, doğruyu iğriden ve fâideliyi zararlıdan ayırabilen bir kuvvet de yaratdı. Bu çok kıymetli kuvvet, (Akl)dır. Şaşmıyan, yanılmıyan akla (Akl-ı selîm) denir. Akl-ı selîm sâhibi olan kimse nefsine uymaz. İslâm dînine uyar. Aklı dinlemiyen kimse ise, nefsine uyar. İslâm dînine uymak istemez. İslâm dînine uyana, (Müslimân) denir. Müslimân olmak için evvelâ (Îmân) etmek lâzımdır.

Allahü teâlâ, bütün insanlara, îmân etmelerini emr etdi. İnsanlar arasından dilediklerine merhamet edip, bunların akla uyarak îmân etmelerini nasîb eyledi. Bu kullarının kalblerini îmân ile doldurdu. (Yûnüs) sûresinin yirmibeşinci âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ kullarını, selâmet, se’âdet yeri olan Cennetine da’vet ediyor. Dilediğini bu yola kavuşdurur) buyuruldu. Akl-ı selîm sâhibi olan, bu mes’ûd insanlara (Sâbikûn) denir. Peygamberler, Evliyâlar, mezheb imâmları ve bütün müctehidler böyledirler “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”. Akllarına uymayıp, nefslerine uyarak, Allahü teâlânın da’vetini kabûl etmiyenlerden, dilediklerini kendi taşkın, azgın hâllerinde bırakmakda, dilediklerini de, yine ihsân ederek, dilediği zemânda hidâyete kavuşdurmakda, kalblerini îmân ile doldurmakdadır. Kendi hâllerinde bırakdıklarından, gafletden uyanarak doğru yolu arayanları da, merhamet ederek hidâyete kavuşduracağını va’d etmekdedir. (Ankebût) sûresinin son âyetinde meâlen, (Nefslerine uyanlardan, doğru yolu arayanları, se’âdete ulaşdıran yollara kavuşdururuz) buyuruldu. Doğru yolu aramayıp, nefslerine uyarak îmân etmiyenleri, azıp can yakanları, Cehennemde sonsuz olarak yakacağını haber veriyor. İslâmiyyeti işitmiyen çok kimse vardır ki, akl-ı selîmleri olduğu için, bozulmuş, uydurulmuş dinlerin adamlarına aldanmamışlar, astronomide ve fen bilgilerinde ve bilhâssa tıb ilminde gördükleri nizâmlı hâdiselerin birbirlerine bağlantılarını düşünerek, hilkatin sırlarını, bu hesâblı düzenin hakîkatini anlamak istemişlerdir. Bunlar yine akl-ı selîmleri sâyesinde, islâmiyyetin bildirdiği güzel ahlâkın birçoğunu bulup, müslimân gibi yaşamış, kendilerine ve başkalarına fâideli olmuşlardır. Allahü teâlânın, (Ankebût) sûresinde va’d etdiği üzere, bunları îmân etmeğe sebeb olan rehberlere, kitâblara kavuşduracağı, (Rûh-ul-beyân) tefsîrinde, altıncı cüz son âyetinde yazılıdır. Böyle tâli’li mes’ud bir kimse anlar ki, herşeyi halk eden, yaratan, yok olmakdan, zararlardan koruyan bir Allah vardır. Allah herşeyi görür, bilir, işitir. Herşeye gücü yeter. Gücü, kuvveti sonsuzdur. Herşeyi, eceli, zemânı gelince yok etmekdedir. İnsanları tekrâr dirilteceğini, hesâba çekeceğini, îmân etmiş olanlara Cennetde sonsuz ni’metler vereceğini, îmânı olmayanları, kâfirleri Cehennemde sonsuz yakacağını bildiriyor. Onun yapmak istediğini kimse durduramaz. Onun işine kimse karışamaz. Onun emrlerine uymakdan, rızâsını, sevgisini kazanmakdan başka kurtuluş ve se’âdet yolu yokdur. İnsanların hiçbiri îmân etmese, inanmasa, onun büyüklüğünde, kuvvetinde, kudretinde hiç noksanlık olmaz. Teknikde çok ilerliyen, elektronik âletler ve lazer ışınları ile tabî’atin nice sırlarını çözen ba’zı milletlerin başlarındaki azılı kâfirler, zâlimler, Ona hiçbir zarar yapamaz. Bu dinsizler, ancak kendilerine zarar yapıyorlar. Muhakkak ölecekler. Kabrde çürüyüp, bir avuç toprak olacaklar. Sonra tekrâr diriltilip, Cehennemde çok acı azâb çekeceklerdir. Allahü teâlâ isteseydi, herkesi mü’min yapar, herkesi Cennete sokardı. Yâhud, herkesi kâfir yapar, herkesi Cehennemde yakardı. Fekat, ba’zılarının mü’min olmasını, ba’zılarının da kâfir olmasını diledi. Onun dilediği olur. Onun dilediğini hiçbir mahlûk değişdiremez.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.