Bu kitâb, Süleymâniyye kütübhânesinin (Es’ad efendi) “rahmetullahi teâlâ aleyh” kısmında [3606] sayıda vardır. (Ebrârın ibâdetleri, mukarreblere göre günâhdır) hadîsdir. [Bu hadîsi, Ebû Sa’îd-i Harrâzın (Âriflerin riyâsı, mürîdlerin ihlâsından dahâ iyidir) sözü ile karışdırmamalıdır.] (Mü’minin artığı şifâdır) hadîsdir. (Dünyâ, âhıretin tarlasıdır) hadîsdir. [İmâm-ı Münâvî ve Deylemî, bunun sahîh olduğunu bildiriyor.] Ma’nâlarını bilmiyen kimse, karşı gelmekden başka çâre bulamıyor. (Vatan sevgisi, îmândandır) hadîs olduğunu, (Mesnevî) bildiriyor. (Küntü kenzen mahfiyyen…) hadîs-i kudsî olduğu, (Mektûbât)da ve (Kenz-i mahfî)de ve (Lâ Yase’unî Erdî…) hadîs-i kudsî olduğu, ikinci cild, 76. cı mektûbda yazılıdır.

Tesavvufun yüksek derecelerinde bulunanların bildirdiği hadîs-i şerîflerin hepsi sahîhdir. (Delâil-ül-hayrât), hadîs kitâbı değildir, düâ kitâbıdır. Düânın mevdû’ olmasının ne demek olduğunu bilemiyorum.

(İhyâ) kitâbı, imâm-ı Muhammed Gazâlînin “rahmetullahi teâlâ aleyh” (İhyâül’ulûm) kitâbı ise, bütün âlimlerin söz birliği ile, doğru ve yüksekdir. Bir gayr-ı müslim, severek yapraklarını çevirirse, müslimân olmakla şereflenir.

(Kût-ül-kulûb) kitâbı ve (Behcet-ül-esrâr-fî-menâkıb-il-ahyâr) kitâbı [Bunu Alî bin Yûsüf yazmışdır. Tesavvuf büyüklerinin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” hâl tercemeleridir] dînin temel bilgilerini bildiren kitâblar olmadığından, müdâfe’a etmiyorum.

Dünyânın yaratılmasını anlatan hadîslere mevdû’ demek, mechûle taş atmak demekdir. Her hadîsin sahîh olup olmaması uzun tedkîk ister. Akla uyup uymamasının bir kıymeti yokdur. Dînimiz, nakle dayanmakdadır. Nakl doğru olunca, inanmak lâzımdır.

İbrâhîm aleyhisselâmın zevceleri hakkındaki hadîs, mevdû’ değildir. Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” mubârek kalbinin çıkarılıp temizlendiği doğrudur. Dünyâya gelirken sünnetli olduğu görülmüşdür. Bütün Peygamberler de “aleyhimüsselâm” böyle idi. Peygamberlik mührü bulunduğu doğrudur. [Aşûre için, kitâbımızın birinci kısmı, seksenbeşinci maddesinde bilgi verilmişdir.]

(Esnelmetâlib] kitâbı, İbni Hacer-i Mekkînin kitâbı ise, söz götürmez, elbette doğrudur ve seneddir ve çok sağlamdır. Eğer diğerleri ise, ehemmiyyeti yokdur.

Şa’bân ayının onbeşinci gecesi için hadîs sahîhdir. Receb ayının üstünlüğü de böyledir. Mi’râc vardır. Fekat hangi gecede olduğu kesin olarak belli değildir. [Mi’râcın nasıl olduğu, birinci kısm, seksenbeşinci maddede uzun bildirildi.]

[Muhammed Rebhâmî “rahmetullahi aleyh” fârisî (Rıyâd-un-nâsıhîn) kitâbında buyuruyor ki, (Mi’râca inanmıyanlar çeşid çeşiddir:

Cebriyye fırkasının ikinci kısmı olan (Cehmiyye) ile mu’tezile fırkasının onikinci kısmı olan Kâ’biyye, mi’râc yokdur dedi. Mu’tezile fırkası, mi’râc rü’yâdır dedi. Zemânımızda, mu’tezile fırkasını taklîd edenler çoğalmakdadır. (Bâhilî) fırkası ise, mi’râc, Kudüse kadar olmuşdur, göklere çıkmamışdır, dedi.

Allahü teâlâya cism diyenlerden (Haşeviyye) ve (Müşebbihe) fırkaları ise, mi’râc bir gece sürdü. Bu gece, üçyüz sene uzun idi. Bütün insanlar, bu kadar zemân uykuda kaldı dedi. (İbâhâtî), ya’nî İsmâ’ilî fırkasında olanlar, mi’râc, rûha oldu. Beden yerinden ayrılmadı dedi.

Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimleri buyurdu ki, mi’râc, rûh ve cesed birlikde olarak, Mekke-i mükerremeden Kudüse ve oradan, yedi kat göke ve sonra Sidre denilen yere ve Sidreden (Ka’be kavseyn) makâmına, uyanık olarak, gece, bir ânda götürülmüş ve getirilmişdir. Bunu yapan, Allahü teâlâdır ve ancak O yapabilir, dedi ve çeşidli şeklde isbât etdi). Yalnız rûh ile olan başka mi’râcları da vardır].

Terâvîh nemâzlarını bildiren hadîs sahîhdir.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.