(Selâmün aleyküm) veyâ (Esselâmü aleyküm) diyerek selâm verilir. (Selâm aleyküm) diyenlere ve başka sözlerle selâm verene cevâb vermek farz olmaz.

(Rıyâd-un-nâsıhîn) kitâbında yazıyor ki: (Fetâvâ-i Sirâciyye)de diyor ki, (Bir kimseye selâm verirken, cem’ olarak vermeli, çok kimseye verir gibi vermelidir. Çünki, mü’min yalnız değildir. Muhafaza melekleri ve (Kirâmen kâtibîn) adındaki iki melek onunla berâberdir.) (Rıyâd-us-sâlihîn) kitâbında, selâmı cem’ kelimesi şeklinde söylemek lâzım olduğunu bildiren hadîs-i şerîf yazılıdır.

(Selâmün aleyküm) demek, (Ben müslimânım. Benden sana zarar gelmez. Selâmetdesin) demekdir. Hadîs-i şerîfde, (Tanıdığınız ve tanımadığınız müslimânlara selâm veriniz!) buyuruldu. Kâfirlere selâm verilmez. Onlar selâm verince, yalnız (Ve aleyküm) denir. Nikâhla alması ebedî harâm olan onsekiz kadına selâm vermek câizdir. Selâmlarına cevâb vermek farz-ı kifâyedir. Bir sebeb ile, geçici harâm olan, ya’nî, o sebeb kalkınca evlenmesi halâl olan yedi kadına selâm vermek câiz değildir. Bunların selâmına cevâb vermek farz olmaz.

Zengine, zengin olduğu için selâm vermek câiz değildir. Zengin önce selâm verirse, cevâb verilmesi farz olur. Büyüklerin çocuklara selâm vermesi câizdir.

Selâmda sünnet şöyledir ki, önce büyük küçüğe, şehrli köylüye, devedeki ata binmiş olana, atdaki merkebde olana, merkeb üstündeki yaya yürüyene, ayakda olan oturana, az olan çok olana, efendi hizmetcisine, baba oğluna, ana kızına verir. Rütbe ve ni’meti çok olan önce verir. Nitekim, mi’râc gecesi, önce Allahü teâlâ selâm verdi. İki müslimân, birbirine aynı ânda selâm verirse, her ikisinin de, birbirine cevâb vermesi farz olur. Birbirinden sonra selâm verirlerse, ikincinin verdiği selâm cevâb yerine geçer. Çok kimseye selâm verildiği zemân, bir kişi, hattâ bir çocuk cevâb verince, ötekiler vermese de olur.

Âdem aleyhisselâmdan, İbrâhîm aleyhisselâma kadar, selâmlaşma, birbirine secde etmekle olurdu. Sonra, bunun yerine boynuna sarılmakla oldu. Muhammed aleyhisselâm zemânında, el ile müsâfeha sünnet oldu.

[Şî’îler, verilen selâm gibi cevâb verir. Selâmün aleyküm diyerek cevâb verir. Aleyküm selâm demezler].

Abdüllah bin Selâm “radıyallahü anh” buyuruyor ki, Resûl-i ekrem “sallallahü aleyhi ve sellem” Medîneye hicret buyurduğu zemân, mubârek ağzından ilk işitdiğim hadîs-i şerîf şu idi: (Birbirinize selâm veriniz! Birbirinize yiyecek ikrâm ediniz! Akrabânızın haklarını gözetiniz! Gece, herkes uyurken nemâz kılınız! Bunları yaparak, selâmetle Cennete giriniz!). (Rıyâd-un-nâsıhîn)in sözü temâm oldu.

Tahtâvî, (Merâkıl-felâh) şerhinde, yüzyetmişdördüncü sahîfede diyor ki: (Müslimânların, birbiri ile karşılaşdığı zemân, müsâfeha etmeleri sünnetdir. Nitekim Süleymân Ebû Dâvüd Sicstânînin “rahmetullahi teâlâ aleyh” bildirdiği hadîs-i şerîfde, Ebû Zer Gıfârî “radıyallahü anh” buyuruyor ki: (Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” ile her karşılaşdığımda, benimle müsâfeha ederdi). (Müsâfeha), iki kişinin, sağ elin avuç içlerini birbirine yapışdırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirine değdirmesidir. Şimdi moda olan, parmakları tutarak avucuna koyarak yapılan tokalaşma, şî’îlerin üsûlüdür. Sünnet olan ise, karşılaşınca, selâm söyleşirken, sağ el dört parmak içlerini, çıplak olarak [eldivensiz, örtüsüz karşısındakinin sağ eli dışına baş parmağı tarafına] yapışdırmakdır. Baş parmakda bulunan damardan muhabbet yayılır. Müsâfeha ederken, birbirine muhabbet geçer). Müslimânların sevişmeleri, bölünmemeleri lâzım olduğu buradan da anlaşılmakdadır.

İbni Âbidîn, beşinci cildde, istibrâ bâbında buyuruyor ki, (Câmi’de her nemâzdan sonra birbiri ile müsâfeha etmek bid’atdir. Şî’îlerin âdetidir. [Bayram günleri, câmi’lerde müsâfeha ederek bayramlaşmak ve nemâzlardan sonra, âdet etmeden, ara sıra müsâfeha etmek câizdir.] İhtiyâc olduğu vakt, zimmîye selâm vermek ve müsâfeha etmek câiz olur.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.