İmâm-ı a’zam bunları belki duymamışdır, denilemez. [İmâm-ı a’zam, bu sözü, kendi talebesine, ya’nî müctehidlere söyledi. Bizim gibi câhillere söylemedi.]

(Hanefî âlimleri arasında, işâret edilir diyenler, böyle fetvâ verenler de vardır. Birbirine uymıyan fetvâlardan, herhangi birine uyulursa, câiz olmaz mı?) denirse:

Cevâb olarak deriz ki, fetvâların uymaması (Câizdir, câiz değildir veyâ halâldir, harâmdır) şeklinde olduğu zemân, câiz değildir veyâ harâmdır diyen fetvâlara uymak esâsdır.

İbni Hümâm diyor ki, (Parmağı kaldırmak ve kaldırmamakda, birbirine uymıyan hadîs-i şerîflerin çokluğu karşısında, nemâzda hareketsiz olmak lâzım geldiği için, biz, parmak oynatmamağı bildiren hadîs-i şerîflere uymalıyız!). İbni Hümâma ne kadar şaşılsa azdır. Kitâbında, (Âlimlerden bir çoğu, işâret edilmez, dedi ki, bu sözleri, hadîs-i şerîflere ve akla uygun değildir!) diyerek, ictihâd derecesindeki kıyâs ehli büyük islâm âlimlerini câhil yapmakdadır. Hâlbuki kıyâs, Hanefî mezhebinin zâhir ve üsûl haberleridir ve edille-i şer’ıyyenin dördüncüsüdür. İctihâda nasıl dil uzatılabilir. Bu zât, birbirine uymıyan rivâyetlerin çokluğu karşısında, temiz sular kısmındaki, (Kulleteyn) hadîs-i şerîfinin de, za’îf olduğunu söylemekdedir.

Oğlum Muhammed Sa’îd “rahmetullahi teâlâ aleyh”, parmakla işâret üzerine bir risâle yazmakdadır. Temâm olunca, bir sûretini inşâallah gönderirim.

[(Şir’at-ül-islâm) şerhi, yüzyirmialtıncı sahîfe başında diyor ki, (Hidâye) kitâbında, baş parmakla işâret edilir, diyor. İmâm-ı Hulvânî “rahimehullah” da böyle buyuruyor. Parmakla işâret edilmez de denildi. Fetvâ da böyledir. Çünki, nemâzda hareketsiz olmak lâzımdır. Vâkı’ât haberlerinde de böyle bildirilmekdedir. Murâd Molla kütübhânesindeki, Ebüssü’ûd efendi fetvâsında:

Süâl — Nemâzda otururken, şehâdet parmağını kaldırmak mı, kaldırmamak mı dahâ iyidir?

Cevâb — Her ikisi de iyi, demişlerdir. Fekat, parmağı kaldırmamak dahâ iyi olduğu meydândadır.

(El-fıkhu alel-mezâhib-il-erbe’a)da diyor ki, (Mâlikî mezhebinde, seferde, şiddetli yağmurda, karanlıkda, çamurlu gecelerde ve Arafât ve Müzdelifede, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı nemâzları cem’ edilir. Seferin üç günden [80 kilometreden] az olması da câizdir. Deniz yolculuğunda cem’ câiz değildir. Yağmurda ve çamurda, yatsıyı câmi’de akşam ile birlikde cemâ’at ile kılmak câiz olur. Vitri vaktinde kılar. Şâfi’îde, cem’ için, seferin 80 kilometre olması lâzımdır.

Hanbelîde cem’, 80 kilometre seferde ve 203. cü sahîfede bildirdiğimiz hâllerde câiz olduğu gibi, soğuk, kış, yağmur, çamur, fırtınada, yatsıyı akşam ile, evinde de cem’ câizdir. Cem’ ederken, sünnetler kılınmaz. Birinci nemâza başlarken, cem’ için niyyet edilir. Vazîfe ve iş zemânında, öğleyi, ikindiyi, akşamı vaktinde kılması mümkin olmıyanlar, Hanbelî mezhebini taklîd ederek, ikindiyi öğle ile, akşamı yatsı ile cem’ etmeli, vazîfeyi terk etmemelidir. Vazîfeden ayrılırsa, yerine gelenin yapacağı zulmlere, küfrlere sebeb olur. Hanbelîde abdestin farzı altıdır: Ağzın ve burnun içleri ile birlikde yüzü yıkamak, niyyet, kolları yıkamak, başın her tarafını, kulakları ve üstündeki deriyi mesh etmek, [Sarkan saç mesh edilmez. Mâlikîde sarkanlar da mesh edilir]. Ayakları, yanlarındaki kemiklerle yıkamak, tertîb [sıra], muvâlât [acele] farzdır. Herhangi bir kadının derisine şehvet ile ve kendi zekerine temâs edince, abdest bozulur. Kendine kadın dokununca, lezzet duysa da bozulmaz. Deriden çıkan her şey, çok ise bozar. Deve eti yimek bozar. Özr sâhibi olmak, hanefî gibidir. Guslde, ağzı, burnu ve saçları yıkamak ve erkeklerin örgülü saçı açmaları farzdır. Kadınların saç örgülerini çözmeleri, cenâbet için sünnet, hayz için farzdır. Nemâzda teşehhüd mikdârı oturmak ve iki tarafa selâm vermek de farzdır.)]

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.